15 Şub 2017

To Be Continued...

Çarşamba günlerinin pazartesilerden daha sıkıcı olduğunu düşündükçe sıkılıyor, sıkıldıkça çarşambadan daha çok nefret ediyordu. Uzun zamandır şöyle esaslı bir kahkaha da atmamıştı. Kahkaha onun için bir beslenme biçimiydi halbuki. Düzensiz beslenmeden dolayı kilo da almıştı. Kahkahasızlığın zararları konulu bir kitap yazacak kadar veri vardı elinde ama enerjisini sömüren dünya yüzünden ona da üşenirdi muhtemelen.

Küçük şeylerden mutlu olabilen bir bünyenin bu denli karamsarlığa düşmesinin nedeni neydi peki. Tükenmişlik sendromu? Belki de... Yok ama onu yakıştıramaz kendine, tanırım o kadar. Çok afili adı olan şeyleri, çok konuşulan, çok gündemde kalan konuları sevmez. Onun sendromu olsa olsa "ulan bir işim de rast gitmez mi be" sendromu olabilir ya da "yoruldum lan artık" sendromu. Bilmiyorum...

2 yorum:

  1. bir an acaba bu yazıyı paralel evrendeki ben mi yazdı diye düşünmeden edemedim. :) okurken yok artık bir saniye içimdeki ses mi konuşuyor diyip durdum hatta. ben biraz buraları kurcalayayım en iyisi.

    YanıtlaSil